15 Ekim 2014 Çarşamba

KÖTÜ GÜN






       Hazirana kadarki süreci özet olarak anlatmaya çalıştım bundan sonrasını tam anlatamam.
Çünkü inan artık neyin gerçek neyin yalan neyin doğru neyin yanlış olduğunu ben de bilmiyorum. Mecalim de kalmadı açıkçası. Bildiğim 3-4 aydır yüreğim yanıyor ve artık daha fazla dayanamıyorum. Bu yazının çıkış sebebi de o zaten. Kimse bilmese de okumasa da yazmanın rahatlatıcı bir özelliği var, var. Boşuna günah çıkarma yokmuş hristiyanlıkta.
   
      İyisiyle kötüsüyle güzel bir ilişkiydi bizimkisi. Ne kadar arada pürüzler çıksa da birbirimizi üzsek de insandık ve insanın olduğu yerde hata olmaz mı hiç? Sonuçta birbirimizi seviyorduk, güveniyorduk ve evlenmek istiyorduk. Daha sonradan biraz sürse de kız da ailemle tanıştı. Bizim aile ile ben farklıyızdır onlar çok daha dindar benle kız değildik. Korkuyordum acaba bir terslik çıkar mı diye çok şükür büyük bir pürüz çıkmadan o fasıl da halolmuştu. İki taraf da birbirini sevmişti kabul etmişti.
 
      Hakketen mecalim kalmamış yaw. Anlatmak içimden gelmiyor. Geçen de geçti sonunda. Ama hikayenin sonuna gelmeliyim.

      Abim geldi Ramazandan önceye ayarladık kızı isteyeceğiz. Hepimiz nasıl heyecanlı nasıl sevinçliyiz. İstemeden önce kızla telefonda gene üzüyoruz birbirimizi. Ablam isteme günü için kızın uzun bir şey giymesini istemişti o da hayır diyordu pantolon giyeceğim. Şimdi düşününce ne saçma sapan bir tartışmaymış. Kızı rahat bırak zaten gergin, bir de ben üstüne gittim salak gibi:( Sonra aştık onu. Birbirimize karşı çok rahattık çünkü. Neyse istemeye gittik üç araba, en ufağımız hariç bütün kardeşler ve enişteler. Kızı isterken abim kalbim duracak heyecandan ve babasının evet verdik demesini duymamla rahatladım. Ben heyecanlı biriyim çok rahat heyecanlanırım :) Ablası kardeşimi üzmemeni istiyorum en ufağımız demişti ben hiç merak etme onu üzmem demiştim. Hala aklımda. Ne kadar insani bir durum...

       O gece eve geldik gece geç olmuş. Annem bizi arattı yoldayken ilk benim yanıma gelin dedi anlatın nasıl oldu diye. Eve gittik annemi görecektin günlük annem nasıl sevinçli nasıl dua ediyor. Ne oldu dedi, dedik kızı verdiler işte gayet güzel geçti. Annem bi coşku, bi sevinç "kalkın" dedi. Hayırdır? O da kalktı "kalkın halay çekin" dedi ve bizimle beraber o da halaya durdu. Ben şok oldum! Kardeşimin düğünü olmuştu bütün teyzelerim dayılarım ordaydı halaya kalktılar annemi etmiştik etmemiştik halaya kaldıramamıştık, Dayımın en ufak oğlu evlenmişti ki onu acayip sever onun düğününde halaya kalkmamıştı ama benim daha isteme dönüşü hem de o bizi halaya kaldırmıştı! Ben annemi daha öyle sevinçli öyle hareketli görmedim günlük, bir daha da göremem herhalde. Güzel anneciğim. Hepimizi ne fedakarlıklarla büyütmüştü, babamın bütün nainsaniliğini çekmişti de bizi okuldan almamıza izin vermemişti. Sonra tam abim üniversite bitirdi ben ve bir ufağım tıp kazandık felç geçirdi, sağ tarafı tam tutmuyor ve konuşamıyor şimdi.

      Sonra eve geçtim bizimkini aradım sevincimi paylaşacağım bir baktım ohooo bizim önceden konuştuğumuz her şey gitmiş sıfır baştan plan yapıyoruz. Nasıl darlanıyorum nasıl boğuluyorum anlatamam. Sanki beni bir odaya kapatmışlar odanın duvarı gitgide beni sıkıştırıyor ve gittikçe nefesim daralıyor nefes alamıyorum. Dedim aha buraya kadarmış, sen artık özgürlüğü unut Emin. Yeni hayatın bu. Bir yandan planlar yapıyoruz bir yandan da gönlünü hoş tutmaya çalışıyorum ertesi gün daha gidecez yüzük takacaz çünkü. Bir günde olsun demişlerdi de biz demiştik iki gün olsun daha güzel olur. Ertesi gün bu sefer yanımıza annemi ve yeğenleri de aldık 4 araba gittik. Ben uykusuzluktan ölüyorum bu arada sabaha kadar konuşmuşuz bir yandan da duş almışım traş olmuşum gene idare etmeye çalışıyorum.

       Ertesi gün gideceğiz oraya, abim kalk diyor gidelim ben hem uykusuz hem bitik bir şekildeyim bakıyorum "Kalsak olmaz mı?" diyorum gülerek abim hayırdır diyor bir şey mi oldu bakışlarımdan seziyor bişeyler, ablam da diyor dün gece sabaha kadar uyumadı bu, ben"bir şey yok plan yapıyorduk kendimize" diyorum, abim de "ma hawara wa bu(ne acelesi vardı)" diyor gülerek neşeli ortam bozulmuyor gidiyoruz. Gittik elektrik yok orda biz erkekler içeri giriyoruz kadınlar ise annem merdiven çıkamadığı ve bahçeyi sevdiği için aşağıda kalalım diyorlar. İçerde evin erkekleri ile sohbet ediyoruz her şey normal. Erkeklerin gözünü seveyim ne problem olacak ki zaten :).

       İçerde sohbet ediyoruz havadan sudan konuşuyoruz problemli bir durum yok ama öyle samimi bir ortam da yok olmak zorunda da değil zaten. Eniştesinin havalı havalı tavırları var o kadar. Vakit geçiyor sonra konuşuluyor yukarda mı yapalım aşağıda mı önce gel diyorlar bana sonra gelme en son aşağıda olacak diyorlar çıkıyorum iniyorum. Bende de bir bıkkınlık bir bezginlik oluşmuş ki artık bitse de gitsem kafamı yastığa koysam derdindeyim. Merdivenden aşağı inerken bizimkini görüyorum yanında kuzeni bana bakıyorlar, surat asık bizimkinin sonra en gülüyorum pantolonumu nerde düzelteyim diyor yer gösteriyor bana o da gülüyor geçiyorum sandalyeme bakıyorum bizimkiler hep toplaşmışlar bir köşeye beni görünce seviniyorlar ama soğuk bir hava yüzüme çarpıyor, ablaları teyzesi filan aşağıda onların da suratları asık ben merhaba diyorum hepsine. Aşağıda teyzesi yanımda oturuyor soruyorum siz Aynur'un teyzesiydiniz dimi? yarım ağızla evet diyor Nasılınız? iyi. Bizimkine bakıyorum onun da surat asık. Güya benim moralim bozulmuş ben tavır yapacağım bakıyorum ortam bozuk normal davranmaya çabalıyorum günü kurtarayım kafamı da o yastığa artık gömeyim ve ruhuma fatiha okuyayım. Sonra yüzükler geliyor takılıyor annem yüzüğü kesiyor ama öyle o hayal edilen gibi herkesin merakla beklediği yüzünde sevinç olduğu bir sahne hayal etmeyin gene yok. Yüzük takılıyor o kadar, daha sonra teker teker geliniyor bizimkiler fotoğraf çekiliyor daha sonra onunkiler öyle ailelerin beraber olduğu fotoğraf bile yok. Tatlılar geliyor beraber tatlı yiyoruz bizimkiyle o arada biraz konusuyoruz nihayet, oh be diyorum nihayet normal bir şey yaşıyoruz. Ve uzatmayayım toplanıp eve gidiyoruz. Dönüşte arabaya biniyorum yüzüğü çıkarıp hemen cebime koyuyorum o özene bezene aldığım yüzükten soğumuşum. Arabada ilkin konuşacak gibi olunuyor abim susun diyor başka şeyler konuşun. Nihayet eve varıyorum bakıyorum telefonun şarzı bitik. Şarz edecek gibi oluyorum sonra gene berbat bir gece mi istiyorsun diye soruyorum kendime ve hayır diyerek kafayı koyuyorum yastığa daha saat 9 bile olmadan uyuyorum sabaha kadar. Öyle bir uykusuzluk yorgunluk da ancak böyle gidebilirdi yada ben öyle umuyordum...

         Ertesi gün abimi havaalanına bırakıyorum ve orda avm'ye girip kendimi sinemaya veriyorum akşama kadar 2 film seyrediyorum peşpeşe. Telefonum hala kapalı, açmaktan korkuyorum. Açsam gene kabuslar başlayacak. Sonra kızcağız şimdi harap olmuştur diyorum akşam eve vardığımda şarza takıyorum ve iletişime geçiyoruz. Bu sefer moralini bozmaycağım konuşalım diyor. Konuşuyorum ne konuşayım? İçimden hiçbir şey konuşmak gelmiyor. Ne diyeceğim? Konuşuyoruz şurdan burdan üzgün olduğunu söylüyor ne için üzgünsün? Ya işte ben o gece öyle konuştum seni üzdüm peki nişan günü? Onun için de. Ne yanlıştı ki? Bir şey yok istediğim bu değildi. Ne yapılmadı ki? -.... O geceden sonra bizimkilerle  konuşuyorum ne var ne oldu? Meğer bunlar tek başına kalmış daha sonra bahcede. 1-2 kişi gelmiş annesi yengesi filan hosgeldin demeye sonra geri dönmüşler, ablam daha sonra içeri girmiş bizimkine demiş annem dışarda o da gitmiş annemin yanına elini öpmüş dönmüş daha sonra bizimkiler küs küs oturmuşlar yetim çocuğu gibi. Yemek vakti gelmiş çağırmışlar yemeğe gene kimse yanlarında oturmamış. Kimse mi? Bir tek teyzeleri oturmuş o da daha sonra annemi kastederek zaten ben onun yerinde olsaydım(sakat olsaydım) evden dışarı çıkmazdım demiş zaten. Bunları anlatıyor ben yok yaw böyle olamaz diyorum tekrar ettiriyorum valla böyle diyor. Doğal olarak küplere biniyorum.

   















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder